For the English version, scroll down
Doktora tezimin yazım sürecindeyim. Artık, ve umarım, doktoradaki son yılım. Gerçi çok uzun bir süre olmadı; dördüncü yılıma giriyorum. Çevremde duyduklarıma göre genelde çok daha uzun sürebiliyor. Bir konuda derinleşebilmek kolay değil, zaman alıyor. Bir yandan da hayat akmaya devam ediyor. Bunu söylüyorum çünkü doktora sürecinde araştırma konusuna devamlı odaklı kalmak hiç kolay değil. Hayatta birçok şey değişirken aynı konu ile hemhal olmak, neredeyse partnerimle kurduğum ilişki gibi. Uzaklaştığım ve yakınlaştığım anlar, çok keyif aldığım ya da zorlandığım süreçler, kendimden şüphe duyduğum ya da konuya merakla dalıp kendimi kaybettiğim birçok farklı halden geçiyorum; en nihayetinde bir tür ilişkilenme pratiği geliştiriyorum. Karşımdaki canlı kanlı bir insan değil, ancak varoluşumu derinden etkileyen bir süreç, bir yol…
Doktora sürecimdeki ilk aşamam, Portekiz devlet bursunu almak üzere araştırma konumu bir proje olarak kurgulamaktı. Sanatta Bilim ve Teknoloji Bölümünde olmamın verdiği cesaretle, uzun zamandır istediğim gibi dans ve somatik alanlarına farklı açılardan bakmak üzere ön araştırmalarımı yapmaya başladım. Bağlantısallık ile ekosomatik ilişkisini derinleştirmek adına yoğun okumalara giriştim, çalışacağım danışmanları belirlemek üzere farklı eğitmenlerle görüştüm. İlk yıl bürokratik nedenlerden ötürü burs başvurumda ne yazık ki anlamsızca puan kaybettim; ancak ikinci yıl devlet araştırma bursunu ilk sıralarda yer alarak kazandım. Bu süreçte Portekizli ev arkadaşlarımın desteği büyüktü. Catarina ve Gil’in de doktora yapıp yakın zamanda burs almış olmaları sayesinde deneyimli bir eve denk gelmiştim. En zorlandığım anlarda beni motive ettiler, yazdıklarımı okuyup geri bildirimleriyle yolumu netleştirmemi sağladılar. Marta’nın evindeki bu kolektif birlikteliğe hep şükrettim.
İkinci yılımda bursun kesinleşmesiyle birlikte Becoming with adlı yeni koreografi ortaya çıktı. Kavramsal metin ve geliştirdiğim metodlar etrafında bir araya geldiğimiz, performansçılar Janne Schröder ve Maria Miguel ile kısa bir prova sürecinin ardından, çalışmayı Mayıs 2025’te Serralves em Festa kapsamında sergiledik. Amarante bölgesine gidip doğadan topladığımız seslerle Gil ses tasarımını yaptı. Marta ise kamerasıyla tüm süreci belgeledi; fotoğraflar ve videolar çekti, afişi tasarlayarak projenin görsel dünyasını kurdu. Catarina her aşamada yanımızdaydı ve fikirlerini paylaştı. Ev arkadaşlarımın bu heyecanı beni daha da motive etti ve işi kalabalık bir izleyici kitlesiyle paylaşma imkânı bulduk. Yazın İstanbul’a geldiğimde ise bu kez 13 kişilik bir ekiple gerçekleştirmek üzere organizasyona giriştim. Sabancı Müzesi Bahçede Buluşmalar kapsamında açık çağrıyla bir araya getirdiğim dans ve tiyatro kökenli uygulayıcılarla metodu paylaştım; farklı bir alanda, farklı bedenlerle bu pratiği deneyimlemenin hissini gözlemledim. Tek sabit bendim, ama ben de dönüşüyordum.
Üçüncü yıla geldiğimde üniversitemin Nörodavranışsal (Neurobehavioral Lab) Bölümü ile temas kurdum. Portekiz’de akademik süreçler zaman alabiliyor; bu tür kurumsal işbirlikleri için en az bir yıl önceden iletişime geçmek gerekiyor. Nörodavranışsal Bölüm Başkanı ve ana danışmanım Cristina Sá ile yaptığımız toplantıda araştırmamı anlattım; kurgulayacağım atölyede ölçümleme tarafında yer almalarını ve bu eksende ortak bir makale geliştirmeyi önerdim. Katılımcıların kalp atış hızı (heart rate) ve oksijen seviyesi gibi otonom sinir sistemi değişkenlerini eşzamanlı izleyebilmek adına Fitbit akıllı saatleri üzerinden verileri ortak bir havuzda toplayan ve atölyemin yapısına doğrudan uyarlanan özel bir yazılım bir diğer işbirlikçimiz Pedro tarafından geliştirildi.
Aynı dönemde, kendi bölümümden iki doktora araştırmacısını projeye dahil ettim: sanatçı ve biyolog Jessica Gaspar ile ses sanatçısı Guy Fleisher. İkisiyle de bir önceki yıl tanışmıştım. Jessica mantarlarla çalışıyordu; Guy ise daha önce dansçılarla çalışmış, ses konusunda teknik donanımı son derece yüksek bir araştırmacıydı. İkisi de adeta ruhdaşımdı; benzer soruların peşinden gittiğimizi, aynı merak ve tutkuyu paylaştığımızı gördüğüm an birlikte üretmek istediğimi anlamıştım. Böylece hayalimdeki Multispecies Attunement: Fungi (Çoklutürlerle Uyumlanma: Mantarlar) projesini geliştirmeye başladık. Uzun yıllara yayılan eğitmenlik tecrübelerimi somatik yaklaşımlar ve derin dinleme pratikleriyle buluşturduğum bu proje, benim için uygulamalı bir araştırma alanına dönüştü. Kolektif çalışma sayesinde bireysel araştırmanın sınırlarını aşarak yeni disiplinleri sürece dahil ettim: Jessica’nın mikolojik birikimi ve Guy’ın ses sistemleri ile yazılım deneyimi çalışmayı bambaşka bir boyuta taşıdı.
Ortak paydamız hayal kurmaktan çekinmemek, cesurca denemek ve bir pürüz çıktığında paniklemeden çözümler üreterek yola devam edebilmekti. Fikrin kurgulanmasını ve metodolojisini ben üstlendim; atölyenin yürütülmesi, yönlendirilmesi ve dans alanındaki karşılığıyla kolaylaştırıcılık (facilitation) rolündeydim. Canlı mantarlara bağlanan biyosensörlerden alınan elektriksel sinyallerin ses dalgalarına dönüştürüldüğü, yazılımsal müdahalelerle mekâna ve katılımcıların hareketlerine eşlik eden bir ses ortamına evrildiği bu kurgu için kapsamlı bir ön hazırlık yaptık. Katılımcılara sunduğum hareket sekansları, bu sekansların ardışıklığı ve onlara yanıt veren ses peyzajları titizlikle planlandı. Sesler anlık biyoverilere bağlı olarak değişkenlik gösterse de, tonlar ve filtreler aracılığıyla mekânda yaratmak istediğimiz atmosfer ve bedensel duyumlar önceden kurgulandı. Mekânsal yerleşimde Guy; ses sistemleri, kablolama, çoklu kamera açılarının konumlandırılması ve ses kaydı gibi veri toplamaya dair kritik teknik altyapıyı yönetti.
Çoklu medyumlar üzerinden elde ettiğimiz verileri tezimde karşılaştırmalı olarak analiz edeceğim için dokümantasyon süreci hayati bir önem taşıyordu. Hazırladığım ön kayıt formuyla katılımcıların demografik profillerini, mantarlarla kurdukları ilişkiyi ve atölyeye katılım motivasyonlarını belgeledim. Tabii tüm bu süreçten aylar önce üniversitenin bilimsel etik kuruluna başvurarak yöntemlerimi detaylandırdım ve kişisel verilerin toplanmasına yönelik resmi onayı aldım. Niteliksel veri katmanını zenginleştirmek adına atölye bitiminde katılımcılardan yaratıcı yazım, çizim ve anketler aracılığıyla deneyimlerini aktarmalarını istedim.
Şimdi, biriktirdiğim literatürü ve pratikten topladığım bu çok katmanlı verileri analiz edip sentezleme eşiğindeyim. Son üç yılda durmaksızın okudum; ancak bu birikimi düzenli metinlere dönüştürmediğim için dağınık notlar ve alıntılar arasında kaybolduğumu hissettiğim anlar oluyor. Eski metinlere dönüp hafızamı tazelemek yorucu olsa da, zamanla kavramların kendi aralarında konuşmaya başladığını fark ediyorum. Yazdıkça bu bağlantıların netleşeceğini, eksiklerin görünür olacağını ve büyük resmi görmemi sağlayacağını biliyorum. Her gün zihnimdekileri yazıya dökmek üzere masaya oturuyorum; ancak yazmaya fiilen başlayabilmem çoğu zaman öğle saatlerini buluyor. Bu çalışma disiplinini oturtmak kolay olmadı. Bunda dikkat dağınıklığının payı olsa da, asıl meselenin iki ülke arasında yaşamak ve yerleşik bir düzen kuramamak olduğunu hissediyorum. Belki de bir şeyi gerçekten istediğimizde bahaneleri aştığımızı bildiğim için, bunun zorlayıcı bir yüzleşmeden kaçış olup olmadığını da sorguluyorum. Kendime hatırlatıyorum: Bu zorlanmayı en başından bilerek ve isteyerek seçtim. Peki beni asıl zorlayan ne? Düşüncelerimi kristalleştirmek, doğru bir dille yapılandırmak, uzun soluklu bir araştırmayı sistematik biçimde kayda geçirmek ve en önemlisi, kendi pratiğimi radikal biçimde sorgulayabilmek.
Henüz aklımdakilerle yeni öğrendiklerimi metne dönüştürme aşamasındayım; aradığım o özgün, sorgulayan akademik dil tam olarak oturmuş değil. İkinci danışmanım Ece Canlı, en zorlandığım bu alanda benim en büyük desteğim. Lafını sakınmadan, benim kendimi geliştirmem için gerekli olan her şeyi fazlası ile yapıyor, Ece ile tanışmış olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yaşıtım ve bu denli akademik olarak donanımlı, aynı zamanda sanatçı olarak da aktif olan böylesi bir şahsiyet benim için hem ilham hem de motivasyon. Zorlandıkça beni ittiren bir güç. Yazdıkça ve bu bilişsel dirençle kaldıkça sürecin akacağına inanıyorum; bu yüzden kendimi yazma eylemine ve getirdiği tüm duygulara maruz bırakmaya devam ediyorum. Akademik argümantasyon becerilerimin gelişeceğine inancım tam. Kendi tezimde diğer düşünürleri yalnızca sırtımı yasladığım otoriteler olarak bırakmak istemiyorum; onların kavramlarıyla kendi argümanımı kurmak, gerektiğinde onlarla çatışmak ve tartışmayı kendi pratiğim üzerinden ileriye taşımak niyetindeyim.
Bu yazım sürecine İstanbul’da odaklanmaya karar verdim. Porto’ya araştırma takvimine göre gidip gelirken, asıl çalışma rutinimi sevdiklerimin ve ailemin yanında, İstanbul’da kurmak bana iyi gelecek.
Bağlantısallık üzerine son günlerde okuduğum ve ilham aldığım bazı kaynakları aşağıya bırakıyorum; umarım sizin için de açıcı pencereler sunar.
Entangled Life: How Fungi Make Our Worlds, Change Our Minds & Shape Our Futures
Tensional Responsiveness: Ecosomativ Aliveness & Sensitivity with Humans and More-Than
Enchanted Life: Unlocking The Magic of Everyday
I am currently in the writing phase of my PhD dissertation. This is now—hopefully—my final year. It hasn’t actually been that long; I am entering my fourth year. From what I hear around me, it often takes much longer. Deepening into a subject is not easy; it takes time. Meanwhile, life keeps unfolding. I mention this because maintaining continuous focus on a research subject throughout a doctorate is anything but simple. Living alongside the same subject while so much in life shifts feels almost like being in a relationship with a partner. Moments of distance and closeness, periods of deep joy or friction, instances where self-doubt takes over or where I lose myself in pure curiosity… I navigate all these different states, ultimately developing a practice of relationality. What stands before me is not a flesh-and-blood human being, yet it is a process, a path that profoundly shapes my existence.
The first milestone in my doctoral journey was formulating my research topic as a project proposal to secure the Portuguese state research grant. Encouraged by being in the Science and Technology in the Arts department, I began preliminary research to look at dance and somatic practices through fresh lenses—something I had wanted to do for a long time. I dove into extensive reading to articulate the relationship between interconnectedness (bağlantısallık) and eco-somatics, and met with various faculty members to determine my supervisory team. In the first year, due to bureaucratic issues, I unfortunately lost points on my application for no substantive reason; however, in my second year, I won the national research scholarship ranking near the top. Throughout this period, the support of my Portuguese housemates was immense. Catarina and Gil were also pursuing their PhDs and had recently been awarded grants, so I had the fortune of landing in an experienced household. They motivated me in my most vulnerable moments, read my drafts, and helped me find clarity through their feedback. I have always felt immense gratitude for our collective coexistence in Marta’s home.
In my second year, alongside securing the grant, a new choreography titled Becoming with came into being. Bringing together performers Janne Schröder and Maria Miguel around my conceptual text and evolving methodologies, we presented the work at Serralves em Festa in May 2025 following a short rehearsal period. Gil created the sound design using field recordings we gathered in nature across the Amarante region, his hometown. Marta documented the entire process through her lens—taking photos and videos, designing the poster, and shaping the visual universe of the project. Catarina was right beside us at every stage, sharing her insights. The enthusiasm and care of my housemates motivated me deeply, and we had the privilege of sharing the piece with a large audience. Coming to Istanbul for the summer, I took on the excitement and organization of staging it with a larger cast of 13 performers. Through an open call within the framework of the Sabancı Museum’s Gatherings in the Garden (Bahçede Buluşmalar), I shared the method with performers from dance and theater backgrounds, observing the sensation of embodying this practice with different bodies in an entirely different space. I was the only constant—yet I, too, was transforming.
Entering my third year, I established contact with my university’s Neurobehavioral Department. Academic processes in Portugal can take time; institutional collaborations of this scale require reaching out at least a year in advance. In a meeting with the head of the Neurobehavioral Department and my primary advisor, Cristina Sá, I presented my research, proposing that they oversee the measurement dimensions of a workshop I would facilitate and collaborate on a co-authored paper around this inquiry. To monitor autonomic nervous system variables simultaneously—such as participants’ heart rate and oxygen levels—custom software was developed by our collaborator Pedro, directly tailored to the structure of my workshop to aggregate data from six participants using Fitbit smartwatches.
At the same time, I invited two doctoral researchers from my own department into the project: artist and biologist Jessica Gaspar, and sound artist Guy Fleisher. I had met them both the previous year. Jessica was working with fungi; Guy had previously collaborated with dancers and brought exceptional technical expertise in sound. Both felt like kindred spirits; the moment I realized we were pursuing resonant questions with shared curiosity and dedication, I knew I wanted to collaborate. Together, we began developing my vision for Multispecies Attunement: Fungi. This project became an applied research terrain where I wove together years of teaching experience with somatic frameworks and deep listening practices. Through collective inquiry, I was able to push past the limits of solitary research and welcome new fields: Jessica’s mycological insight and Guy’s sound systems and software background elevated the work into another dimension.
Our shared ground was the courage to imagine, to experiment boldly, and to troubleshoot without panic whenever a hiccup arose. I spearheaded the conceptualization and methodology, while stepping into the roles of workshop facilitation, direction, and spatial guiding. We went through rigorous preparation to create an ecosystem where electrical signals captured from biosensors attached to living fungi were converted into sound waves, which—through programmed software interventions—evolved into a sonic landscape responding to the space and the participants’ movement. The movement sequences I proposed, their temporal progression, and the responsive soundscapes were meticulously orchestrated. While the sound remained inherently generative based on live biodata, we deliberately pre-designed the atmospheric mood and sensory qualities through specific tonal palettes and filters. In the physical space, Guy managed the critical technical infrastructure for data collection: sound routing, cabling, multi-angle camera placement, and audio recording.
Because I will conduct a comparative analysis of these multi-medium datasets in my dissertation, this documentation phase was vital. Through a pre-workshop registration form, I mapped out participants’ demographic profiles, their personal relationships with fungi, and their intentions for joining. Months prior, I had formally applied to the university’s scientific ethics board, detailing my methods and securing institutional approval for collecting personal data. To enrich the qualitative layer, I gathered experiential responses at the end of the workshop through reflective creative writing, visual drawing, and questionnaires.
Now, I stand at the threshold of synthesizing and analyzing this collected literature alongside multi-layered empirical data. Over the past three years, I read voraciously; yet because I did not translate this reading into structured writing as I went along, there are moments when I feel adrift amidst fragmented notes and excerpts. Returning to earlier texts and articles to refresh my memory can be exhausting, but over time, I notice concepts beginning to converse with one another on their own. I know that through writing, these connections will crystallize, gaps will reveal themselves, and the wider constellation will emerge, I am simply not quite there yet. Every day I sit down at my desk to commit what is in my head onto the page; yet finding the momentum to actually begin usually pushes into midday. Cultivating this routine hasn’t been easy. While distractibility plays a part, I feel the underlying challenge stems from living between two countries and lacking a settled domestic rhythm. Knowing that when we genuinely want something we transcend obstacles, I often ask myself whether this friction is an avoidance of a demanding confrontation. I remind myself: I chose this challenge consciously from the very beginning, fully aware of its weight. What, then, is truly difficult? Clarifying my thoughts, articulating them through precise language, systematically archiving a long-term inquiry, and above all, radically interrogating my own practice.
I am still in the midst of transmuting mental schemas and newly acquired knowledge into text; the authentic, critical academic voice I seek has not fully settled. My secondary advisor, Ece Canlı, is my greatest ally in this challenging terrain. Without mincing words, she does everything possible—and more—to push my intellectual growth; I feel incredibly lucky to have met her. Having someone my age who is so academically rigorous yet equally active as an artist serves as both inspiration and motivation. She is an unrelenting force that pushes me forward whenever I encounter resistance. I trust that by continuing to write and staying with this cognitive tension, the flow will emerge; thus, I keep exposing myself to the act of writing and every emotion it stirs. I have full faith that my capacity for academic argumentation will strengthen. In my dissertation, I don’t want to treat theorists merely as authoritative figures to lean on; I want to construct my own thesis using their conceptual frameworks, engage in friction with them when necessary, and advance the discourse through my own artistic practice.
I have decided to anchor this writing process in Istanbul. While traveling back and forth to Porto according to my research milestones, grounding my daily routine in Istanbul—surrounded by my loved ones and family—will give me the stability I need.
Below, I am sharing a few resources and references on interconnectedness that have inspired my thinking; I hope they open up intriguing windows for you as well.
Entangled Life: How Fungi Make Our Worlds, Change Our Minds & Shape Our Futures
Tensional Responsiveness: Ecosomativ Aliveness & Sensitivity with Humans and More-Than








Hevesle heyecanla okudum, ne güzel dünyanın bir kıvrımında hayatla uyumlanma çabanız. Çok ilham verdi, Ece ile companionshipiniz bana Hollandada buldugum canım dostum İzel ile birbirimize tutnup bırakıp dönüşüp tutunup seve seve birlikte yol almamızı anımsattı, kalbim ısındı. Teşekkürler! Çok sevgiler🌿